PATLAMAYA HAZIR BİRBOMBANIN ÜZERİNDEKİ ÇİN

Dünya devletleri bu gün Komünist Çin ile münasebetlerini tamamen sözde maddi çıkarları ön planda tutarak tesis etmektedir. Bir taraftan sahte ve son derece kalitesiz Çin mallarını ithal etmeye devam etmekte, diğer yandan da kalitesiz Çin mallarının ülkelerinde yarattığı ekonomik olumsuzluklardan yakınmak gibi anlaşılması zor bir davranış sergilemektedirler.
Üstelikte bu ülkeler Çin’e doğru dürüst bir ihracat da gerçekleştirememektedirler.
Öyle zannediyorum ki; Kalitesiz, taklit ve sahte Çin mallarından mağdur olmayan bir dünya ülkesi kalmamıştır. O halde, geriye Çin ile ilişki kurmayı gerektirecek ve Çin işgali altındaki Doğu Türkistan, Tibet ve İç Moğolistan halklarına yönelik olarak Çin devleti tarafından yarım asırdır işlenmekte olan insanlık suçlarının sorgulanmasını ve milletler arası platformlarda Çin’den hesap sorulmasını engelleyecek ne kalmıştır?
Doğu Türkistan’daki 40 milyon Müslüman Türk’e karşı her gün türlü şekillere büründürülmüş soykırımlar icra edilmekte, onlara insanlık dışı muameleler reva görülmekte, Müslüman Türk gençleri Çinli ile evlenmeye zorlanılmakta, Doğu Türkistanlı çocuklara “Çin dili ile eğitim” dayatılarak Türk çocukları eğitim ve öğretimden mahrum bırakılmakta, Doğu Türkistan’ın bütün zenginlik kaynakları Çin’e taşınmakta, Doğu Türkistan halkı kendi toprakları üzerinde açlığa ve sefalete mahkûm edilmekte, Çin’den devamlı olarak getirilen ve Çin’de her türlü ahlâksızlık, hırsızlık, gasp, adam öldürme, uyuşturucu ticareti ve kullanımı yüzünden sabıkalı olan ve AIDS hastası olan Çinli göçmenler Doğu Türkistan’ın en bakir topraklarına yerleştirmektedirler. Komünist Çin devletinin sözde “Doğum Kontrolü” (Bebek katliamı) ile Müslüman Türk nüfusu kasıtlı olarak azaltılırken diğer yandan da Çin’den getirilip yerleştirilen Çinli göçmenlerle Ürümçi ve Gulca başta olmak üzere bir çok vilayetlerde Müslüman Türk nüfusu azınlığa düşürülmüştür.
Çin hükümetinin Çin’de enselerine kurşun sıkılarak öldürmek dâhil çok ağır cezalara çarptırdıkları suçlar, Doğu Türkistan’da işgalci Çin devleti tarafından neredeyse özendirici bir tavır sergilenerek sinsice yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. Sokak ve caddelerin kenarlarında ellerinde içki şişeleri olduğu halde gruplar halinde kumar ve uyuşturucu partileri yapan insanlara rastlanılmaktadır.
Bunlar, dünyaya farklı görünmeye çalışan Komünist Çin’in, işgali altındaki 1.828.418 km. kare yüz ölçüme sahip ezeli ve ebedi bir Müslüman Türk yurdu olan Doğu Türkistan’daki Türk halkına karşı uygulamakta olduğu insanlık dışı muamelelerin çok küçük bir bölümüdür…
Şimdi bütün dünya kamuoyuna, insan haklarını savunmak için kurulmuş olduklarını iddia eden evrensel sivil örgütlere, BM. Teşkilatı mesullerine, Avrupa İnsan Hakları Platformları’na, bütün dünyanın eşrefi mahlûkat olan insanlığın varlığı için bir araç olduğuna inanan medenî dünyaya ve yüreklerinde bir parça insanî duygu bulunan her kese soruyoruz! Toprakları işgal edilen ve bütün zenginlikleri sömürülerek sefalete, yoksulluğa mahkûm edilen ve her türlü insanî hakları ayaklar altında çiğnenen insanların içinde bulundukları zilletten kurtulmak için verdikleri mücadelenin adı “terörizm”, iffetlerini, ülkelerini, ve varlıklarını korumak isteyen insanlar da “terörist” midir??
Doğu Türkistan’ın Kızıl Çin tarafından işgal edilmesinin üzerinden 57 yıl geçmiş olmasına rağmen, bütün dünyanın gözleri önünde ırkî aşağılama ile bir milletin tamamen yok edilmesi söz konusu iken, “Dünya Barışı”, “Özgürlük”, “Demokrasi”, “İnsanlık Onuru”, “Yaşama hakkının kutsallığı” gibi kavramları bolca tekrar etmekle vakit öldüren ve böylelikle mevcudiyetlerini sürdürenler neredeydiler??
Şurası asla unutulmamalıdır ki; Doğu Türkistan halkı 50 yılı aşkın bir süredir sergilediği sükûnet içindeki tavrı ile dünya kamuoyunun ve milletler arası teşkilâtların Doğu Türkistan gerçeğini bir gün mutlaka göreceğini ve Doğu Türkistan halkının haklı davasını Milletlerarası platformlara taşıyacağına olan inancını ifade etmek istemektedir.
Fakat; dünya devletlerinin ve milletlerarası teşkilâtların Çin’in haksızlıklarının durdurulması konusunda artık uygulayacakları hukukî yaptırım ve müeyyidelerin tükendiğini ifade ettiklerinin anlaşılması durumunda, Çinli işgalcilerin 57 yıldır katlettikleri Müslüman Türk’ün kafatasları içerisinde şarap içerek üzerinde tepindikleri Doğu Türkistan bombası patlayacak ve işgalci Çin devleti neye uğradığını şaşıracaktır.
1863, 12 Kasım 1933, 1944 ve 1947’de Çinli işgalcilere karşı milyonlarca şehit vermek pahasına zafer kazanarak 4 defa devlet kurma başarısını gösteren Doğu Türkistanlılar,18 Şubat 2006 günü Hoten’in Keriye nahiyesindeki pazaryerine diktikleri Doğu Türkistan’ın şanlı Gökbayrağını istedikleri zaman Ürümçi’ye, Kaşgar’a, Yarkent’e ve Doğu Türkistan’ın bütün vilayetlerine de dikebilecek güçtedir.
Dünya kamuoyu, daha fazla kaybedecek bir şeyleri kalmayan Doğu Türkistan halkının sessiz ve vakarlı duruşlarını onların ümitsiz olduklarına değil, medenî dünya tarafından insanlığın kanayan yarası durumundaki Doğu Türkistan meselesine uluslararası hukuk kurallarını işleterek bir çözüm bulunmasını beklediklerine yormalıdır.

Hoten'in Keriye Nahiyesine Gökbayrak dikildi 

Dünya Uygur Kurultayı Sözcüsü Dilşat Reşit’in beyanına göre İllegal dini okullarla ilişkisi olduğundan şüphelenilenler, spor dalları ile meşgul olanlar, hapisten çıkan eski mahpuslar, araştırılanların başında yer almaktadırlar.  Çin makamları Doğu Türkistan Bayrağının Hizbul Tahrir Partisi üyeleri tarafından dikilmiş olabileceğini ileri sürmektedirler. Birinci Sayfadan Devam-Arama ve araştırma hareketi söz konusu Keriye nahiyesinin Devlet güvenlik dairesi ve aynı nahiyedeki Barış Komitesi işbirliğinde yürütülmektedir.

Dilşat Reşit, Barış Komitesinin “Uygur Otonom Bölgesi”nde ilk defa bu tür olaylar için seferber edilmiş olduğunu, şimdiye kadar da nahiye genelinde 6 kişinin tutuklandığını söyledi. Fakat, bu sayının doğruluğu ve arama hareketinin Doğu Türkistan Bayrağının dikilmesi ile ilgili olup olmadığı aydınlığa kavuşturulamadı. Doğu Türkistan’daki kukla bölge sorumlusu İsmail Tilivaldi geçen Aralık ayındaki bir konuşmasında sözde “Milli Bölücü” lere karşı mücadelenin kesinlikle çok şiddetli bir şekilde yürütüleceğini söylemişti. Çin hükümeti Doğu Türkistan Güçlerini “teröristler” diyerek tanımlamışsa da Uluslar arası insan hakları örgütleri Çin makamlarını terörizmle mücadeleyi bahane ederek, Uygurların haklarını çiğnemekte olduğundan dolayı kınamıştı. RFA (Erkin)

MEHMET EMİN BATUR

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !